31 Ağustos 2017 Perşembe

''İyilik Işığınız'' Meditasyonu




Louise Hay, Pozitif Gücün Büyüsü adlı kitabında, kişisel ve küresel iyileşme meditasyonlarından bahseder. Bunlardan biri olan ''İyilik Işığınız'' adlı meditasyonu şöyledir:

''Kalbinizin derinliklerinde saklı, o parlak renkli minicik ışığı dikkatle arayıp bulun. Rengi ne güzel değil mi? İşte bu ışık, sevginizin ve iyileştirme enerjinizin özü. 
Minicik nokta gibi ışığın kalp atışlarını dinleyin. Bu atışlar genişleyecek ve tüm kalbinizi dolduracak. Bu ışık başınızın üstünden, el ve ayak parmaklarınızın ucuna dek tüm vücudunuzu dolaşacak. Bu güzel, renkli ışık sayesinde pırıl pırıl parlıyorsunuz. İşte sevginiz ve iyileştirme enerjiniz bu. Bırakın tüm vücudunuz bu ışıkla titresin. Kendi kendinize ‘her nefes alışımda biraz daha sağlığıma kavuşuyorum’ diye yenileyin.
Bu ışığın vücudunuzu hastalıklardan temizleyip arındırdığını ve normal sağlığınıza kavuştuğunuzu hissedin. Bırakın bu ışık, vücudunuzdan her yöne yansısın. Ve çevrenizdeki insanları da aydınlatsın. İyileşmesi gereken insanlara iyileştirme enerjinizi yansıtın. İyileşmesi gereken kişilerle sevginizi ve iyileştirme enerjinizi paylaşmak ne büyük bir ayrıcalık.
Sağlık yurtlarına, yetimhanelere, hapishanelere, akıl hastalarını barındıran hastanelere ve çaresizlere yardımcı olan her türlü kuruma bu ışığınızı yansıtın. Bırakın bu ışığınız ümit, aydınlık ve barış getirsin.
Yaşadığınız kentte acı ve ızdırap içinde kıvranan her eve bu ışığınızı yansıtın.
Sevginiz, ışığınız ve iyileştirme enerjiniz gereksinim duyanlara huzur sağlasın. Bu ışığı dini mekanlara yansıtarak, orada çalışanların kalplerini yumuşatın, böylece onlar da koşulsuz sevgi içinde çalışsınlar.
Kalbinizin derinliklerinden taşan bu güzel ışığı, başkentte hükümet binalarına yansıtarak, onlara doğruluk mesajını iletin. Işığınızı bütün başkentlerdeki tüm hükümetlere yansıtın.
Yeryüzünde bir yer seçin ve o yerin iyileşmesine yardım edin. Bu seçtiğiniz yer yanı başınızda veya çok uzaklarda olabilir.
Sevginizi, ışığınızı ve iyileştirme enerjinizi, tüm dikkatinizle seçtiğiniz bu yere yöneltince orada ahenkli bir denge kurulduğunu göreceksiniz. Bunu bir bütün olarak görün. Her gün birkaç dakikanızı seçtiğiniz bu yere ayırın ve oraya sevginizi, ışığınızı ve iyileştirme enerjinizi yollayın.
Bu gezegende bizler yaşıyoruz. Bu dünyayı bizler oluşturuyoruz. Bu dünyanın geleceği bizleriz.
Verdiğimiz her şey fazlasıyla bize dönecektir.’’
Pozitif Gücün Büyüsü
Louise L. Hay

21 Ağustos 2017 Pazartesi

Yedi Kez Ruhumu Kınadım




Yedi kez ruhumu kınadım:

İlki; yükseklere ulaşmada zayıflık gösterdiğini gördüğüm zaman.

İkincisi; dosdoğru gidenlerin önünde sekmeye başladığını gördüğüm zaman.

Üçüncüsü; kolayla zor olan arasında seçenek sunulduğu zaman kolayı yeğlediğinde.

Dördüncüsü; Bir suç işlediği, sonra da başkalarının buna benzer suçları onu teselli ettiğinde.

Beşincisi; Kendi zayıflığına tahammül ettiği, üstelik bu tahammülü güçlü oluşuna bağladığında.

Altıncısı; Bir yüzün çirkinliğini hor görüp aslında onun kendi maskelerinden biri olduğunu
fark edemediğinde.

Yedincisi; Bir övgü şarkısı söyleyip de bunu bir erdem sandığında...

Halil Cibran



Hayat üç buçukla dört arasındadır...



        ''Hayat üç buçukla dört arasındadır. Ya üç buçuk atarsın ya da dört dörtlük yaşarsın''


Yaşam, üzerine fazla geldiği zaman onu zorlama, biraz duraksa, neler olup bittiğine anlam verme. Mutlaka yanlış bir şey oldu ve düşüncelerin ile dileklerin aynı orantıda değildi ve varlığın ile buluşamadı. Sorun yok, sadece bekle. Güneş doğacaktır, çimler yeşerecektir, çiçekler açacaktır, rüzgâr esecektir ve yağmur yağacaktır... Zorlamaya gerek yoktur, olması gereken kendiliğinden olur!

İzlemeye devam et, şahitlik güzeldir. Hem olayın dışındasındır hem de içinde, o bir dengedir. O anlamlıdır, şahit ol, tanık ol, olan ile bütünleş, güzellik olanların içinden filizlenecektir. Zorlamaya gerek yoktur, olması gereken kendiliğinden olur!

Hayat üç buçukla dört arasındadır. Ya üç buçuk atarsın ya da dört dörtlük yaşarsın.''

                                                                                                                             Neyzen Tevfik


21 Gün Mucizesi




21 GÜNDE DÜŞÜNCE VE DAVRANIŞLARIMIZI DEĞİŞTİRMEK MÜMKÜN MÜ?

Beyin, nöron denilen küçük sinir hücrelerinden oluşur. Bu nöronlar diğer nöronlarla bir sinir ağı kurmak için küçük dallara sahiptir. Bu sinir ağında fikirler, düşünceler ve duygular oluşturulur ve birbirine bağlanır.
Hepsinin birbiriyle olası bir ilişkisi vardır. Bir nöronun yeni bir bağlantı kurma süresi 21 gündür. 21 günde hücre bölünmesi gerçekleşir. Bu şu demektir;  bir davranışı, bir duyguyu, düşünceyi, davranış modelini 21 gün boyunca devam ettirmek, kurulan yeni nöron bağlantısı sayesinde o davranışın alışkanlık haline gelmesini, o duygu ve düşünce içinde olmamızı sağlar. 

Olumlu düşünmek ve konuşmak işte bu yüzden çok önemlidir. Dil ne söylerse beyin onu yapar. Sözlerinizle birlikte davranışlarınız da değiştiğinde doğal olarak siz de değişmeye başlarsınız. Siz değiştiğinizde yaşamınız da değişir. Bir bakarsınız ki yaşamınız, söyledikleriniz, düşündükleriniz ve davranışlarınız olmuş. Ne demiş büyüklerimiz; “Bir şeyi kırk kere söylersen olur”.

Kendiniz, yaşamınızdaki insanlar ve yaşamla ilgili tüm düşünceleriniz çok önemlidir. Gerçeğinizin ne olmasını istiyorsanız ona odaklanın. 21 gün boyunca istikrarlı bir şekilde, neye inanıp onu tekrar ederseniz o, gerçeğiniz olacaktır. Bu yüzden lütfen korkularınıza enerji vermeyin, dillendirmeyin. Bu şekilde defalarca deneyimler yaşadınız. Şimdi bunu bırakın, korkuyu kabul edin ve farklı düşünün, farklı davranın. Aynı olumsuz, üzüntü dolu olayları, aynı ilişkileri yaşamaya devam etmek, aynı düşünce kalıplarını ve davranış şekillerini taşıdığınızı ve aslında bunlara bağımlı olduğunuzu gösterir. Davranışlarınızı değiştirdikçe eski kalıplarınız kırılacak, yeni davranış şekliniz belli bir süre sonunda yaşamınız olacaktır. 

Sonsuz olasılıklar içinde yaşadığımızı hep hatırlayalım. Her an yaşamınızın akışını değiştirme olasılığına, farklı düşünme ve davranma seçimine sahipsiniz. 

Niyet etmek, hayata bakış ve onu algılayış anlamında gerçekten de büyük bir rol oynar. Zira niyet etmek, bulunmuş olduğumuz durumdan çıkmamızı sağlayan en kolay başlangıçlardan biridir.
Genellikle konuşmalar şöyle geçer; ‘’Aylardır işsizim, param kalmadı, iş yok kriz var, evlenmek istiyorum doğru bir eş yok, evliliğim kötü gidiyor, borçlarım birikti nasıl ödeyeceğim, bunun olması imkansız…’’ Aslında yaşanan nedir?  Olaylar bir kere olur, ama biz onu defalarca anlatır, dile getiririz. O olumsuzluğu yaydıkça olayı daha da büyütür, tıkanır kalırız. Sonra bir bakarız ki olumsuzluğun içinde kaybolup gitmişiz. 

Ne olursa olsun en kötü olay karşısında bile hep şöyle düşünün; ‘’Tamam, bu oldu ve bitti. Şimdi ne yapmam gerekiyor, bu bana ne öğretiyor, bundan sonra nasıl ilerleyebilirim? ‘’

Yaşanan bu gibi durumlar için örnek bir çalışma: 

‘’Şu kadar lira borcu, bu ay sonuna kadar ödemem gerekiyor. Ama bunu karşılayacak param şu an için yok. Bunu kabul ediyorum. Bugüne kadar bu durumla ilgili hep söylendim, şikayet ettim. Bütün bunların ve borçlarımın sorumluluğunu alıyorum. Ben, şimdi bütün ödemelerimi kolaylıkla ve rahatlıkla yapmaya, tamamlamaya niyet ediyorum, benim seçimim budur.’’

21 günlük bu çalışmaya, niyet ile başlayarak olan durumu kabul ediyoruz. Bir hedef koyuyoruz. Söylenmeyi bırakıyor ve yaşanılan, sorun olarak görülen durum için çözüme yönelik adım atmaya başlıyoruz. Sonuca, yani koymuş olduğumuz hedefe odaklanıyoruz. 21 gün boyunca olumlu düşünüyoruz, davranışlarımızı değiştiriyoruz. Küçük adımlar atmaya başlıyoruz. Aslında borçlu durumda kalma enerjisinden çıkarak ödeme durumunda olan, içinde çözümlerin olduğu enerji frekansına geçiyoruz. 

21 gün niyet çalışması, koymuş olduğunuz hedefe odaklanmak için yapılan bir çalışmadır. En önemli özelliği, koyulan hedef için adım atarken buna engel olan şeylerin de farkına varmak, bu engellerin iyileşmesini sağlamaktır. Aslında bunu yaparken yaşamınızdaki diğer olayların da iyileştiğini görebilirsiniz.

Güzel başlangıçlara vesile olması dileğiyle…

YENİ AY BEREKET ÇALIŞMASI..